Halil Koçak - Doğudan Doğanım
22/7/2009Halil Koçak - Doğudan Doğanım
Eşref Ziya - Adı Yok Sensiz !
20/7/2009Adı Yok sensiz ! Anlamı yok...!
çelimsiz
18/6/2009her şey yarım..
4/5/2009her şey bir hiçliğe herleşiyor...
sessiz yusuf. net
Hey Gezze !
12/1/2009
Şehri topraklarında kana bulayana Lanet yağdırsak ..
Zaten Lanetli Bir Kavim..
çocukların avuçlarına serptiği kanlı taşları onlar kurşuna çevirdi.. üzerlerine yağdırıyor..
biz üzerlerine dua yağdırabiliyor muyuz ?
Hey Gezze !
Daha kaç çocuk kucağında vurulacak belirsiz ..
Daha kaç ana feryatlar kusacak suskun kalmış yer yüzüne..
gücün yüz /süzlüğ/ü
4/12/2008sözün gücüne teslim olmaktı as olan..
er olabilmekti..
yolda dimdik durabilmek..
gücün sözü yere batsın misyonu üstlenmiş bir asker gibi sipere durmaktı.
....
devamı
otuzuncu harf dergisi yeniden
31/10/2008otuzuncu harf düşünce kültür ve sanat dergimiz, dördüncü sayısının çıkma arefesinde yeni bir yüzle karşınıza çıkmaya hazırlanıyor.
otuzuncuharf.com olarak bir çok teknik sorunla karşılaşan dergimiz, otuzuncuharfdergisi.com olarak da yayın hayatına devam edecek..
söz ülkesi
http://www.otuzuncuharfdergisi.com/
ZÜLEYHA'NIN YUSUFLUĞU
14/9/2008Kollukçular Yusuf'u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil'in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu Züleyha ama, hayatı her zamanki tadınıda bulmadı. İçten içe derin bir öfke önce, sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali. Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini. Aşkını düşündü Züleyha, şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi.
Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı. İlk kez Nil'in güllerinden yapılmaz tacını başına, yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı. Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı.
Yusuf..,dedi Züleyha, sen benim, evvel düşen şehrimsin, ahir düşen şehrimsin. Ezel düşen şehrimsin, ebed düşen şehrimsin.Yusuf..,dedi Züleyha; kalbim sen, benimsin yalnız benimsin,kalbin ben,seninim yalnızca seninim. Yusuf..., dedi Züleyha, sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim. Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin.
Fakat güzelsin. Güzelliğin yoruyor beni,çünkü mümkünü var,suret kasrında bir suret değilsin.
Suçlu değilsen de bana, beni suçlu kılacak kadar güzelsin. Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf, ve bu güzellik yoruyorsa beni, sen dünyanın en masum mücrimisin. Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür.
Yaratılmışların en güzeli karşısında,ruhum kadar bedenim,kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,ve bütün zerrelerim akıyorsa sana, ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim?
Çünkü, dedi Züleyha, güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene.
Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi; akmasam sana ölürdüm Yusuf, aktım, yine öldüm. Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim. Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim. Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.
Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim. Yusuf,dedi Züleyha, bütün bir hayat, kınanma, horlanma, yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım. Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım. Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek, o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz, ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım.
Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim? Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim. Ve şer gibi görünsem de göreceksin,yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda. Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol, demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana.
Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.
Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. "Senin kaderin benim tecellim.", kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.
Nazan Bekiroğlu
Güven/siz
3/9/2008Siz/güven misiniz ?
hayır .. hayır
güven siz değilsiniz ?
Güven/ sizli cümLeler kurmanız da pek normal değil ..
siz olan güveni çıkartalım ortaya ...
şimdi güven/biz demeden güven/siz cümleleri kapatalım kuyulara .
Güven/siz bir ömür adıyor/sun bana..

